pundikli
Çavuş


Popülerlik Puanı: 108.75
Kayıt: 03 May 2006
Mesaj: 46
|
Tarih: Pts May 19, 2008 10:15 pm Mesaj konusu: kıssadan hisse |
|
|
Havaların hep kapalı gittiği günlerdeydik...
Kış bitmiyor, bahar bir türlü kendini göstermiyordu. Hastane ortamından kaçma isteğiyle işlerimi toparlayıp yakınımızdaki parka yöneldim. Boş banklardan birine oturup koltuğumun altındaki gazetenin sayfalarını çevirmeye başladım. Yaşlıca bir bey izin isteyerek bankın diğer ucuna oturdu. Cebinden çıkardığı ekmeği ufalayarak sağa sola atmaya başladı. Cebimdeki bisküvilerden birini ufalayıp ben de kuşların ziyafetine katkıda bulunmak istedim. Adam ellerimi tutarak engel oldu.
-Onlar şekerli bisküvi değilmi?
-Evet.
-Şekerli bisküvi verme kuşlara!
-Niçin? Onlara zarar mı verir?
-Anlatması uzun sürer şimdi. Kuşlara iyilik yapmak istiyorsan, şekerli bisküvi verme o kadar!
Sert, hatta biraz kaba üslûpla söylenen bu sözler merakımı uyandırmıştı.
Minicik kuşlara zararlıysa, bizler de mi yemesek bu bisküvileri acaba?, diyecek oldum. Baştan aşağıya dikkatlice süzdükten sonra beni, dedi ki:
-Şehirde doğmuş, büyümüş birine benziyorsun. Sen yiyebilirsin. Sana zarar vermez!
Çattık dedim içimden. Adam biraz kaçık diye düşünmeye başlamıştım ki,
-Beyim, dedi, Ben köyde büyüdüm, şehirde hep uzak durdum. Ne zaman ki torunum dünyaya geldi; onun hatırına kışları şehre, torunumun yanına gelmeye başladım. Ama şehirden nefret ediyorum. Alışamadım. Biraz güneş çıktığında hemen kendimi parka atıyorum. Şu ileride, salıncakta sallanan kırmızılı kız da benim torunum.
-Allah bağışlasın. Kaç yaşında?
-Dört. Seneye yuvaya gidecek inşaallah! O zaman ben de onun başını beklemekten kurtulup kaçacağım bu şehirden!
-Nedir sizi bu kadar rahatsız eden? Neden kaçıyorsunuz? Burada herşey var!
-Tam da bu yüzden kaçmak istiyorum ya! Bu kuşlara bir bak hele! Ekmek kırıntılarıyla karınlarını doyururlar. Onlara şekerli bisküvi verirsen, daha da severek yerler. Ne var ki; bisküvinin tadını alan kuşlar kuru ekmeğe bakmamaya başlar, sonra da aç kalırlar. Dahası, şekerli bisküvi iştahlarını açar. Doysalar bile yemeğe devam ederler. Çatlayıncaya kadar yerler. İşte o yüzden engel oldum onlara bisküvi vermene...
-Ben tam anlayamadım sizi!
-İnsanlar da böyledir. Şehirde herşeyden bol bol var. Şehre ve modern hayata alışan, bu kuşlar gibi oluyor. Ne yese doymuyor! Şehir bozuyor insanları. Ben de bu şehir insanları gibi olmadan bir an önce köye dönmek istiyorum.
Hiç sesimi çıkarmadım.
-Bilir misin?, diye sürdürdü konuşmasını:
-Çiçeğe ihtiyacından fazla su verirsen, boğulduğunu anlamadan yaşar ama yavaş yavaş kökleri çürür; şehir insanları da böyle.
Derin bir iç çekti. Cebinde kalan son ekmek kırıntılarını da serptikten sonra ayağa kalktı, kaygılı gözlerle salıncakta sallanan torununa baktı ve;
-Şehirliye anlatması zor!, dedi.
Sonra da yürüdü, gitti... |
|