GALLOPER
As Teğmen


Popülerlik Puanı: 258.15

Kayıt: 25 Hzr 2006
Mesaj: 81
Nerden: USA - Califoria
|
Tarih: Cum Ekm 20, 2006 2:04 am Mesaj konusu: Beko, dünyanın 10 markası arasına girecek |
|
|
Arçelik A.Ş Genel Müdürü Aka Gündüz Özdemir, Beko ve Arçelik'in, başta Ar-ge olmak üzere bazı birimlerinin birleştirilerek tek çatı altında toplanacağını belirtti.
Özdemir, Rusya'daki Beko LLC Çamaşır Makinesi ve Buzdolabı Üretim Tesisleri ile Beko Elektronik LLC Televizyon Üretim Tesisleri'nin açılışından sonra gazetecilere açıklamalarda bulundu. Bu yapılanmanın, hem hizmet kalitesini artıracağını hem de tasarruf sağlayacağını anlatan Özdemir, şunları söyledi:
''Uzun yıllar, Amerika ve batı, beyaz eşya ile elektroniği birbirine karıştırmamaya özen gösterdi. Uzakdoğulular ise ikisini beraber yaptıkları için şimdi belli başarılara imza atıyorlar. Biz ise yıllar evvel Türkiye'de ikisini birden yapılandırdık. Elektronik işleri Beko Elektronik, beyaz eşyayı Arçelik bünyesinde taşıyor. Ama yapıya başka açıdan baktığınızda şunu görürsünüz. Beko Elektronik'in yüzde 22'si zaten Arçelik'e aittir ve Beko Elektronik'in sattığı ürünlerin yüzde 40'ı son yıllarda Arçelik üzerinden pazarlanıyor. Ondan önce tamamen Arçelik üzerinden pazarlanıyordu. Beko Elektronik önceden sadece üretici şirketti. Son yıllarda Avrupa'da doğan fırsatlar nedeniyle Türkiye'de üç tane elektronik firması Avrupa pazarının yüzde 51'ini kontrol eder hale geldi. Beko Elektronik de bunlardan biri. Gelişen zamanda başka bir trend daha oluştu. Bu da beyaz eşyada kullanılan bütün komponentler elektronik hale geldi. Bütün kontroller elektronik. Böyle olunca tüketici ihtiyaçlarına cevap verebilmek için şu anda beyaz eşyada ürün geliştirme açısından dünyadaki rakiplerimizle en azından eşit hatta daha süratli olduğumuz yerler var.'' Yeni yapılanmada, Beko ve Arçelik A.Ş'nin, bünyesinden oluşturulacak bir yönetimin, bu oluşumu denetleyeceğini ifade eden Özdemir, uygulamanın, beyaz eşya ve elektronik eşya kullanıcısına da önemli avantajlar sağlayacağını ifade ederek şöyle devam etti:
''Orada bir firma var, tamamen software işi ile uğraşıyor, burada bir firma var beyaz eşya işiyle uğraşıyor. Beyaz eşya işi ile uğraştığımız için buradaki portföyü muhtelif dışarıdaki firmalara bir taraftan yazdırıyoruz, orada bir elektronik firmamız var onlar da durmadan software yazıyorlar. Dolayısıyla burada neden birlikte olmasın, aynı software orada yazılmasın. Böyle bir imkan olduğunu zaten biz biliyoruz. Biz buradan bir sinerji üretmek istiyoruz. Aynı işi yapan iki fabrika düşünün. İki ayrı fabrika, iki ayrı depo, iki ayrı muhasebe sistemi, iki ayrı satış, iki ayrı pazarlama, iki ayrı servis. Buraya kadar böyle geldi. Çok evvel olması gereken şeyler şimdi oldu. Dolayısıyla artık bu kaçınılmaz hale geldi. Başka firmaların yaptığı şeyleri biz bugün yapıyoruz. Bu işin doğal yapısı da budur. Bu şirketler ayrı bir tüzel kişilik olarak tek bir yerden yönetilecektir. Beko Elektronik'in tüzel kişiliği devam edecek ama kısa vadeli programı Arçelik üretecek. Beko Elektronik'te yetkileri belirlenmiş bir genel müdür olacak. Her iki şirket de halka açık. O yüzden de tek şirket olmayacak. Bu yönetim tasarrufudur. Mesela burada Arçelik'in Ar-Ge'si var, Beko'nun Ar-Ge'si var. Burada da aynı işi yapan adamlar var. Bakıyorsunuz, bir yerde beyaz eşya servisi var, karşısında da elektronik servisi var. Ya da Beko'nun ayrı, Arçelik'in ayrı servisi var. Zaten servis teşkilatını 2005'de satın alarak yönetim birliği sağlanmıştı. Toplam 800 servis var. Birleştirme ile ilk etapta 600'e düşecek. Zamanla daha da düşer. Yani 200 servis patronu işsiz kalacak.''
2006'DA CİRO ARTAR
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Özdemir, Beko ve Arçelik'in cirosunun artıp artmayacağı yolundaki bir soru üzerine, ''Doğal olarak artması lazım'' dedi.
Mayıs ve Haziran ayındaki kur farkından dolayı birçok firmanın zarar açıkladığını belirten Özdemir, ''Arçelik'in 3.5 milyar avro ciro hedefi vardı, sanırım bu yıl 3.6 milyar avro yaparız'' dedi.
Arçelik'in, Türkiye'nin bir numaralı markası olduğunu vurgulayan Özdemir, şöyle devam etti:
''Her şekilde uzak ara bir numara çıkar. AC Nielsen'in son 10 yılda yaptığı araştırmalara ve bu şirketin puanlama sistemine göre Arçelik'in Türkiye'deki hatırlanma oranı yüzde 25-26'dır. Ona en yakını yüzde 5'tir. Beko'ya bakalım. Beko bugün Türkiye'de sektöründe ikinci büyük marka. Beko'yu 2010 yılında dünyanın 10 markası arasına girecek şekilde yönetiyoruz. Bunu başarmamız mümkün görünüyor.'' Dünya'nın en büyük markasının pazar payının yüzde 5,6 olduğunu hatırlatan Özdemir, Beko'nun, uluslararası pazarlardaki geçen seneki payının yüzde 1,4 olduğunu bildirdi. Özdemir, ''Belki bu sene sonu itibariyle 1,6 ya da 1,7 olabilir.'' dedi.
Özdemir, Türkiye'deki beyaz eşya pazarının 2,5 milyar dolar, elektronik eşya pazarının da 3 milyar doların üzerinde olduğunu da bildirdi.
CİDDİ FİRMA BULURSAK SATIN ALIRIZ''
Arçelik'in yeni ortaklıklar kurmayı ya da yeni firmalar satın almayı düşünüp düşürnmediği yolundaki bir soruyu da yanıtlayan Özdemir, ''Bunu her zaman söylüyorum, biz ciddi alıcıyız, stratejimize uygun olursa alırız. Şu anda satılık yok. Bir anda biri geliyor, bir aracı kurum ya da büyük bankalar. Daha çok bu işler büyük bankalara borçtan dolayı geliyor. Kayyum eline geçen firmalar oluyor, üstüne para bile veriyorlar'' diye konuştu.
ÇİN'DE FABRİKA KURMA ÇALIŞMALARI
Arçelik'in, yurtdışı pazarlarda giderek büyüdüğünü ve önemli bir paya sahip olduğunu vurgulayan Özdemir, Koç Topluluğu'nun, her zaman yeni yatırımlar planladığını söyledi.
Çin'de fabrika kurmak için çalışma yaptıklarını da anlatan Özdemir, şöyle devam etti:
''Çin herkesin imrendiği bir pazar ama içine girdiğiniz zaman olay çok farklı. Çin'de komünist rejim var, hukuk sistemi gelişmemiş. Ama ekonomik sistem kendi içinde, kendine göre tutarlı bir durumda.. Biz (ne yaparız) diye düşündük, (nasıl bir şey yaparsak para kazanırız) diye. Kaba olarak şu çıktı, Çin'de bizim sektörde eğer ki verimli bir iş yapacaksanız yani para kazanacaksanız, en az ürettiğiniz ürünün yarısını orada satmak zorundasınız. Çünkü Çin'in dışındaki coğrafyada Uzak Doğu'nun korkunç bir rekabeti var. Oralarda çok büyük bir rekabet var. Dolayısıyla rekabet edebilecek şartları edinebilmek için Çin'den koşulları öğrenmek lazım. Aksi takdirde, çok zor. Şu anda Şanghay'da bir şirket kurduk. Orada arkadaşlar var. 6 vilayette 36 zincir marketle çalışıyoruz. Çamaşır makinesi, bulaşık makinesi ihracatı yaptık Çin'e bu sene. Şimdi arkadaşlarımız çalışıyorlar. Bize, 2007 yılının Haziran ayında, (Çin'de iş yapılabilir) ya da (yapılamaz) diye bir rapor verecek. Bir maceraya atılmak istemiyoruz. Çünkü önümüzde Çin'e gidip para kazanabilmiş Siemens dışında bir örnek yok. En azından ilk beş yılda yok. Onun dışında bütün firmaların para kazanamadığını biliyoruz. Bir maceraya atılmak istemiyoruz ama biz orada rekabet edebileceğimiz koşullar da gördük. Siemens önceden girdiği için rekabet edebilir bir vaziyette ama rekabet etmek kolay değil. Fırsatları yakalayabilmemiz için bir şeyleri görmemiz lazım. Bu da nedir, pazarın koşulları. Kim nasıl alıyor kim nasıl satıyor. Böyle bir ortamda iş yapabilmemiz için orada koşulları bilmemiz lazım. Onları araştırıyoruz.''
TÜRKİYE'DE PİYASA İYİ
Türkiye'deki piyasanın iyi olduğunu ve endişeye gerek bulunmadığını ifade eden Özdemir, Mayıs ayındaki hareketler nedeniyle bazı tüketicilerin (zam geliyor) endişesine kapılarak, bayilerin de aynı kaygıyla erken alım yaptığını bu nedenle Temmuz ayında sıçrama yaşandığını belirten Özdemir, ''Belki de öne çekilen taleplerin sonbaharda olumsuz etkisini görürüz diye düşünüyorduk ama eylül ayı beklenenden iyi geçti. Onun için bu seneyi yüzde 5-6 civarında büyüme ile kapatırız diye düşünüyorum'' dedi.
TARKAN FARKI
Tarkan konserinin, Rusya'da Beko markamı ürünlerin satışına çok önemli bir katkı sağladığını da anlatan Özdemir, sözlerini şöyle tamamladı:
''Biz buraya bir fabrika kuruyoruz. Duyuru yapılması gerekli, sesimizi biraz yüksek çıkaralım diye en azından reklam hakkımızı kullanmak istedik. Baktık ki, Rus halkı Tarkan'ı çok seviyor. Onunla anlaşma yaptık. Beko markalı çamaşır makinesi veya buzdolabı alana verilen Tarkan bileti sayesinde yaklaşık 10 bin ürün satıldı. Bunu bir stadyumda yapsaydık belki daha çok etkisini görebilirdik. Keşke salon 50 bin kişilik olsaydı.'' |
|