İngiliz basınında bugün, "Gizli tanık uygulamasına tepkiler", "Zimbabve muhalefet lideri Tsvangirai'dan askeri müdahale çağrısı", "Türkiye-Almanya maçı ve Türkiye'nin değişen imajı" başlıkları öne çıktı.
İngiliz basınında bugün, "Gizli tanık uygulamasına tepkiler", "Zimbabve muhalefet lideri Tsvangirai'dan askeri müdahale çağrısı", "Türkiye-Almanya maçı ve Türkiye'nin değişen imajı" başlıkları öne çıktı.BBC'nin Türkçe internet sitesi http://www.bbc.co.uk/turkish/'te yer alan basın özetlerine göre İngiltere gazeteleri bu sabah, İngiltere'de hükümetin tanık koruma programlarının bir türüne yasal temel hazırlama çabasına geniş yer ayırıyor.Hollywood filmlerinin de gözde konularından olan, mahkemelerdeki tanık koruma programı için, hükümet muhalefet partileriyle görüşmeler yürütürken, İngiltere basını uygulamayı eleştiriyor. Times gazetesi, "Adaletin bedeli" başlıklı yorumunda, "Tanıkların baskı altında kalarak ifade verememeleri savcılar açısından büyük bir engel olabilir, ancak bu sorunun çözümü gizli tanık uygulaması değil" diyor. "Geçtiğimiz 20 yıl içinde, aslında kanuni bir temele dayanmadığı halde, tanıklara gizlilik sağlanması, az sayıda birkaç davada başvurulan bir uygulama olmaktan, bugün çok sıklıkla rastladığımız bir uygulama haline geldi" diyen Times, bunun nedeninin bıçakla veya ateşli silahlarla işlenen suçlardaki artış olduğunu söylüyor. "Bu artış karşısında polis, tanıklara mutlak bir gizlilik içinde ifade verebilme hakkı tanımayı en verimli yol sayıyor. Ancak bu konuda çok dikkatli olunmalı. Sanıkların, kendilerini suçlayan kişiyle yüzleşme ve şahitlerin çapraz sorguya tabi tutabilme hakkı, yalnızca antik çağdan beri var olan bir ilke olmanın ötesinde. Bu ilke adaletin tesis edilebilmesi için şimdi de en az geçmişte olduğu kadar önemli. Tanığın kim olduğunu bilmeden hangi savunma avukatı müvekkilini yeterince savunabilir ki?"Gizli tanık konusunu yorum sayfalarında işleyen bir başka gazete olan Independent'ta gazetenin yazarı Deborah Orr, "Gizli kalma hakkı olan bir tanığın yalan söylediğini nasıl ispatlayabilirsiniz?" diye soruyor."Gizli tanık kullanımına izin veren yargıçlar, bin yıllık hukuk geleneği bir kenara fırlatıp attılar. İngiltere, korkunç engizisyon döneminde, kıta Avrupa'sı ifadelerine başvurulan tanıkların gizli kalmasına izin verirken, bu uygulamaya direnebilmişti. Tanıkların gizli kalabilme hakkı, Kuzey İrlanda çatışmaları yoğunken de gündeme getirilmiş, ancak o yıllarda dahi kabul edilmemişti." Siyasi gerilimin yüksek olduğu Zimbabve hakkındaki yorumlar da İngiliz basınında geniş yer bulmaya devam ediyor.Ülkede, muhalefetteki Demokratik Değişim Partisi'nin, taraftarları üzerinde siyasi baskılar olduğunu söyleyerek, Cuma günü yapılacak genel seçimlere katılmayacağını açıklamasının ardından, Zimbabve yönetimine yönelik eleştiriler artmıştı. İngiltere basınında da yer alan bu eleştirilerde sık sık kendisinden bahsedilen ve geçtiğimiz günlerde Hollanda Büyükelçiliği'ne sığınan Zimbabve muhalefet lideri Morgan Tsvangirai, bugün Guardian gazetesine bir yazı göndermiş. "Neden seçimlere katılmıyorum" başlıklı makalesinde, Tsvangirai askeri müdahale çağrısında bulunuyor:"Benim ülkemin, Zimbabve'nin halkı, dünyanın en yüksek enflasyon oranlarına katlandıktan, temel demokratik haklarından yoksun bırakıldıktan sonra, şimdi de şiddet ve baskıyla karşı karşıya. Halkım şimdi bir kırılma noktasında ve dünya yardıma gelmezse bir çöküş yaşanacak. Dünya liderlerinin sarf ettiği cesur sözler, askeri güçle de desteklenmeli. Seçimlerden çekilme kararını, Robert Mugabe rejiminin işkencesi altında ezilen halkımın, bu işkenceye daha fazla katlanmasına razı olmadığım için aldım. Zimbabve'ye uluslararası müdahale çağrımız, uluslararası diplomasinin standart prosedürünü aşmayı gerektiriyor. Silahlı çatışma yaşanmasını istemiyoruz, ancak halkımızın korunması gerekli. Sorun çıkaran bir tarzda değil ama barış gücü şeklinde bir askeri güç, seçenekler arasında düşünülmeli." Tsvangirai askeri müdahale çağrısında bulunurken, aynı gazetenin yazarı Simon Jenkins ise Zimbabve Cumhurbaşkanı Robert Mugabe'nin emperyalizm eleştirilerinde haklı bazı noktaların bulunduğunu yazıyor. Jenkins'e göre, İngiltere'nin Zimbabve'ye müdahale yerine yiyecek yardımı yapması gerekli: "Mugabe'nin artık histerik bir hal almış İngiltere karşıtı analizinde doğru bazı yanlar var. Sonuçta onun Zimbabve'si, İngiliz emperyalizminin ve post-emperyalizm döneminin bir ürünü.İngiltere Mugabe yönetiminde şimdiye kadar geçen yıllarda birçok kez Zimbabve'deki baskıları, kapalı ekonomi yönünde atılan adımları ve hatta Mugabe komutasındaki katliamları görmezlikten geldi. Mugabe şimdi liberal müdahalecilikle dalga geçiyor. Irak sonrasında ahlaki otoritesi çöken İngiltere'nin askeri müdahale imkanı çok düşük. Geçmişten beri seslendirilen, 'Zavallı Arnavutları, Şiileri ya da Peştunları kendi kaderlerine terk edemezsiniz,' nidaları artık diplomasinin monotonları arasına girmiş durumda. Mugabe'yi istediğiniz kadar, kana susamış goril gibi tasvir edebilir, ya da ülke, yaptırımlar altında çöktü, çökecek diye sağa sola duyurabilirsiniz ama bunlar Mugabe'den kurtulacağınız anlamına gelmez." Financial Times Türkiye milli takımının Almanya ile bu akşam yapacağı yarı final karşılaşmasının bu ülkedeki göçmenler üzerine etkisine değiniyor. Gazete, futbol maçının Almanya'daki Türkiyeli göçmenlerin kalplerini Türkiye ve Almanya arasında böldüğünü yazıyor.Financial Times, "Eğer Almanya'nın bağrındaki Türk topluluğun dükkanlarında dün asılı olan bayraklara bakarak karar verirsek, Almanya'daki yaklaşık 2 milyon 700 bin Türkiyeli göçmenin her iki taraf için de tezahürat yapacaklarını söyleyebiliriz" diyor."Konuştuğumuz bir Türk dükkan sahibi, 'Maçı Türkiye'nin almasını istiyorum, ama Almanya kazansa da kötü karşılamam' diyordu. Bu karmaşık duyguları Almanya'da yaşayan pek çok Türk paylaşıyor. Almanya'nın, göçmenlerin bu ülkeye uzun dönemli yerleşecekleri fikrine alıeyönelik eleştiriler artmıştı. İngiltereşması uzun yıllar aldı. Takımların karşılaşmasına yaklaşırken Türkiye'ye karşı artan yurtseverlik duyguları, Türk topluluğun Almanya'ya hala bir mesafede durduğunu gösterdi. Almanya'da dükkan sahibi Tülin Duman'a göre, Türklere karşı ayrımcılık sürüyor. Almanya'daki Türkiye uzmanlarıysa, bu ülkedeki Türk göçmenlerin, Almanların sandığından daha fazla entegre olduklarını ve hem Almanya hem de Türkiye için gösterilen desteğin bunun bir ifadesi olduğunu söylüyor."Financial Times gazetesinde yer alan Türkiye üzerine bir başka yorumun sahibi, Bahçeşehir Üniversitesi'nde Avrupa Birliği Çalışmaları Merkezi'nden Cengiz Aktar'ın yazısında ise Türkiye'nin giderek daha fazla istikrarsızlıkla birlikte anılmaya başladığını söylüyor:"Türkiye şimdiye kadar bir ekonomik başarı öyküsü ve İslam dünyası için örnek olarak gösterilen bir ülkeydi. Şimdilerde ise belirsizlik ve istikrarsızlıkla anılır oldu.Laik elitler ile İslamcı kökenleri olan iktidar partisinin birlikte var olabilirliği artık miadını doldurdu. Türkiye, bu siyasi kişilik bölünmesinin sonuçlarına katlanmak zorunda." İngiliz Basınında Bugün