İngiliz Basınında Bugün
09.05.2008
İngiliz basınında bugün, "Birmanya'da yardım çabaları", "Abdullah Gül'le röportaj", "Lübnan'da gergin hava", "İşçi Partisi'ne anket bozgunu", "Taş Devri diyeti kalp krizi riskini azaltıyor" başlıkları öne çıktı.
İngiliz basınında bugün, "Birmanya'da yardım çabaları", "Abdullah Gül'le röportaj", "Lübnan'da gergin hava", "İşçi Partisi'ne anket bozgunu", "Taş Devri diyeti kalp krizi riskini azaltıyor" başlıkları öne çıktı. BBC'nin Türkçe internet sitesi http://www.bbc.co.uk/turkish/'te yer alan basın özetlerine göre bu sabah, Birmanya'da geçen Cumartesi günü meydana gelen kasırga, İngiltere'de hemen tüm gazetelerin ön sayfalarındaki yerini koruyor. Financial Times gazetesi, "Birmanya'nın trajedisi" başlığı altında yer verdiği başyazıda, askeri cuntanın krize müdahaledeki yavaşlığını eleştiriyor ve cuntanın, felakete yanıt vermek şöyle dursun, planlandığı gibi anayasal referandumu düzenlemeye hazırlandığını aktarıyor. "Askeri cunta, Birleşmiş Milletler'in yardım uçuşlarının ülkeye inmesine izin vermeye başladı ama hala yardımları dağıtacak görevlilerin girişini engelliyor. Ancak, doğal felaketlere karşı vurdumduymaz bir tavır takınmak, diktatörlükler üzerinde yıkıcı etki yaratabilir. Bangladeşliler, 1970 yılında, Pakistan'ın baş edemediği kasırga felaketinden tam bir yıl sonra, bağımsızlıklarını ilan etmişlerdi. Umarız, bu kasırga da, alçaklıklar tarihinde şimdiden yerini almış olan Birmanya'daki askeri cuntaya aynısını yapar." Guardian gazetesi de yorum sayfalarında Birmanya'ya yer veriyor. "Nergis Kasırgası, sadece dünyanın en yoksul bölgelerinden birini vurmakla kalmadı" diyen gazete, "Kasırga, aynı zamanda cuntanın nüfusunu kurumsallaştıracak referandumun da bir hafta öncesine rastladı" diyor. Guardian, bu süreçte yabancıları ülke dışında tutmak konusunda siyasetten hassas olan askeri cunta için, bunun ülkedeki olağanüstü halle mücadeleden bile daha önemli olduğunu aktarıyor. "Henüz hiç bir yardım kuruluşu, Birmanya'daki can kaybını net bir şekilde tahmin edemiyor. Ama 100 bini aşkın insanın öldüğü, 10 binlerce kişinin de tehlike altında olduğu düşünülüyor. Bununla beraber yardım çalışanları, vize almak için bekliyor". Financial Times gazetesi, yazarlarından Vincent Boland'ın Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'le yaptığı röportajı aktarıyor okuyucularına. Gazete, Cumhurbaşkanı'nın sözlerine atıfta bulunarak, 'Türkiye'nin yurtdışındaki imajının, iç siyasi krizin, mali piyasalardaki güveni sarsmasından zarar gördüğünü" yazıyor. "Abdullah Gül, iktidar partisini kapatma tehdidini içeren krizin, siyasi ve ekonomik reformlar yoluyla, son yıllarda inşa edilen olumlu imaja ve Avrupa Birliği'yle müzakere sürecinin başlamasına zarar verdiğini söyledi. Gül, görevinin Türkiye'de istikrarı ve 'kurumlar arasında uygun işbirliğini' sağlama almak olduğunu belirtti. Ordu ve yargı sistemi gibi bu kurumlardan bazılarının, AK Parti'nin kapanmasını istediği göz önüne alındığında bu, olağanüstü zor bir görev. Ama Gül, 'Türkiye'de demokrasinin, böyle bir krizin kalıcı zarar vermesine imkan bırakmayacak kadar güçlü olduğunun' altını çizdi". Lübnan'daki Hizbullah lideri Nasrallah, dün örgütün nüfuzunu kısıtlamaya yönelik hükümet girişimlerini "savaş ilanı" diye niteledi. Konuşmadan kısa süre sonraysa Beyrut'un en az iki semtinde çatışma çıktı. Independent gazetesinin deneyimli Orta Doğu muhabiri Robert Fisk, "Hizbullah liderinin konuşması karanlık ve bunaltıcıydı ama bu konuşmadan 24 saat önceyse, Lübnan müftüsü Kabbani, Hizbullah'ı kastederek 'vatandaşlarımıza ve onların güvenliğine çirkin saldırılar düzenleyen, kanun kaçaklarından oluşan silahlı bir çete' ifadesini kullanmıştı. Nasrallah sayıca hayli kalabalık olan Şii Müslümanları, Kabbani ise Sünni toplumu temsil ediyor. Burada mesele, bu tehlikeli oyunun ardında yatan mezhepsel geçmiş. Beyrut sokaklarındaki çatışmalar, Şiilerle Sünniler arasında. Bunlardan ilki, İran'ın silahlandırdığı Hizbullah'ı, ikincisi, şimdilerde 'Amerika'nın arka çıktığı' diye anılan Lübnan hükümetini destekliyor. Başka deyişle, Beyrut'un son bir kaç gündür çöküşü, Amerikan - İran anlaşmazlığının bir parçası. Ama buna rağmen, emin olun, bu yaşananlardan Amerikalılar, Hizbullah'ı, İranlılar da Amerikalıları sorumlu tutacaklar". Daily Telegraph, ay başında yapılan yerel seçimlerde İşçi Partisi'nin uğradığı bozgun sonrası yapılan kamuoyu anketlerine ilişkin bir habere yer veriyor. Gazetenin aktardığına göre anketler yapılmaya başlandığından bu yana, İşçi Partisi, en düşük oy oranına geriledi. "You Gov danışmanlık şirketinin araştırmasına göre, Muhafazakar Parti'ye verilen destek yüzde 49, İşçi Partisi'nin oy oranı ise yüzde 23 civarında. Onları yüzde 17'yle Liberal Demokratlar takip ediyor. Bu ankete bakılırsa İşçi Partisi, kayıtların tutulmaya başladığı 1930'lu yıllardan bu yana, en düşük desteği almış görünüyor". Başbakan Gordon Brown, 2 hafta içinde Crewe ve Nantwich bölgesinde yapılacak ara seçimi de kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya diyen Daily Telegraph, böyle bir durumda, Brown'un liderliği daha fazla tartışılmaya başlanacak yorumunu yapıyor. Guardian gazetesi, "Taş Devri diyeti kalp krizini riskini azaltabilir" diyor. "İsveç'te yapılan bir araştırmaya göre, bu tür bir beslenme yöntemi, kalp krizi riskini azaltmakla kalmayıp bel bölgesinin de incelmesini sağlayabilir. Bu diyet, kabuksuz meyve, balık ve sebzeyi içeriyor ama süt ve süt ürünleriyle rafine edilmiş şekeri yasaklıyor. Araştırmaya katılan deneklerin 3 hafta sonra yaklaşık 2 buçuk kilo kaybettikleri gözlenmiş. Ayrıca bu kişilerin tansiyonlarının da düşük çıktığı belirtiliyor".
İngiliz Basınında Bugün
|