Finansal Piyasalar Raporunun 8. Sayısı Yayımlandı
20.05.2008
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından üç ayda bir yayımlanan ve Aralık 2007 sonu verilerini içeren Finansal Piyasalar Raporunun 8'incisi açıklandı.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından üç ayda bir yayımlanan ve Aralık 2007 sonu verilerini içeren Finansal Piyasalar Raporunun 8'incisi açıklandı. "Ekonomik Çerçeve ve Gelişmeler", "Finansal Sektör Görünümü" ile "Risk, Sermaye ve Karlılık Değerlendirmesi"nin yer aldığı Raporda, ABD'nin, tüm para ve maliye politikası tedbirlerine rağmen, ekonomik yavaşlamadan "hafif" bir resesyona geçmiş olduğunun görüldüğü ifade edilirken Türkiye ekonomisi açısından önem arz eden Euro alanında ise yavaşlamanın, ABD'deki kadar derin ve keskin gözükmediği yorumunda bulunuldu. Raporda finans kuruluşları için ise "Belirsizliklerin arttığı bu yeni ekonomik konjonktürde, finansal kuruluşlara özellikle ilave sermaye ve likidite tutmalarını teşvik edecek politikalar önerilmektedir" uyarısında bulunuldu.
"ABD'NİN HAFİF BİR RESESYONA GEÇMİŞ OLDUĞU GÖRÜLÜYOR" Başta ABD konut piyasasındaki güçlükler olmak üzere, tüm finansal piyasalarda yaşanan olumsuz gelişmelerin, küresel düzeyde ekonomik ve finansal görünümün bozulmasına neden olduğunun ifade edildiği raporda bu dönemde, ABD'nin, tüm para ve maliye politikası tedbirlerine rağmen, ekonomik yavaşlamadan "hafif" bir resesyona geçmiş olduğu görülüyor denildi.
"TÜRKİYE EKONOMİSİ AÇISINDAN ÖNEM ARZ EDEN EURO ALANINDA İSE YAVAŞLAMAN, ABD'DEKİ KADAR DERİN VE KESKİN GÖZÜKMÜYOR" Raporda Türkiye ekonomisi açısından önem arz eden Euro Alanında ise yavaşlamanın, ABD'deki kadar derin ve keskin gözükmediği gelişmekte olan ülkelerde ise, hız kaybına rağmen 2007 yılının ikinci yarısından itibaren ekonomik büyüme gücünü koruduğu ifade edildi. Raporda ayrıca belirsizliklerin arttığı bu yeni ekonomik konjonktürde, finansal kuruluşlara özellikle ilave sermaye ve likidite tutmalarını teşvik edecek politikalar önerildi. Küresel gelişmelerden kısmen farklı olarak, 2007 yılında Türkiye ekonomisindeki büyüme eğiliminin önceki yıllara göre yavaşlayarak da olsa sürdüğü ancak, iç talep unsurlarında nispi bir daralma gözlendiği vurgulanırken, önümüzdeki dönemde küresel piyasalardaki gelişmelerin yönünün Türkiye'nin dış açık finansmanı açısından büyük önem taşıdığı kaydedildi. "Nitekim yatırım ortamına yönelik iyileştirmeler ve mikro reform süreci, Türkiye ekonomisinin farklı kaynak alanlarına erişimini kolaylaştırarak, küresel anlamda finansal piyasaların güçlükler çektiği bir dönemde gelişimini sürdürmesine yardımcı olacaktır." denilen raporda Türk finans sektörü hakkında şu bilgilere yer verildi: "Türk finans sektörüne bakıldığında, Aralık 2007 itibarıyla, toplam aktif büyüklüğünün 2006 yıl sonuna göre yüzde 15 artarak 768,6 milyar YTL seviyesine ulaştığı görülmektedir. Aynı dönemde, Türk finans sektörünün toplam varlıklarının Gayri Safi Yurtiçi Hâsılaya oranının yüzde 89,7, bankaların aktiflerinin söz konusu büyüklüğe oranının ise yüzde 67,9 düzeyinde olduğu gözlenmektedir. Aralık 2007 itibarıyla finans sektörünün toplam aktiflerinin yüzde 75,7'sini bankacılık sektörü varlıkları oluşturmaktadır. Banka dışı mali kesimin başlıca kuruluşları olan finansal kiralama şirketleri, factoring şirketleri ve tüketici finansman şirketlerinin payı ise söz konusu dönemde yüzde 3,3 düzeyinde gerçekleşmiştir. Aktif büyüklüğü açısından bakıldığında, finansal sektörün yüzde 78,9'u BDDK'nın denetimi ve gözetimi altındadır."
"BANKACILIK SEKTÖRÜNDE TOPLAM ŞUBE SAYISI 8 BİN 117'YE; PERSONEL SAYISI 167 BİN 760'A VE ATM SAYISI 18 BİN 795'E ULAŞTI" Raporda bankacılık sektörü ile ilgili olarak da şöyle denildi: "Mevduat bankacılığı ağırlıklı bir yapının mevcut olduğu bankacılık sektörü, 2007 yılında da organik büyümeye devam etmiştir. Sektörde toplam şube sayısı 8 bin 117'ye; personel sayısı 167 bin 760'a ve ATM sayısı 18 bin 795'e ulaşmıştır. 2007 yılında bankacılık sektörünün aktif büyüklüğü bir önceki yıla göre yüzde 16,4 oranında artarak 581,6 milyar YTL olarak gerçekleşmiş, toplam kredi hacmi ise 285,6 milyar YTL'ye ulaşarak bilânço içindeki payı yüzde 49,1'e yükseltmiştir. Krediler içerisinde ağırlıklı bir kalem de kredi kartlarıdır. Kredi kartının esas işlevi itibarıyla bir ödeme aracı olduğu ve kullanımının özen gerektirdiği gibi hususlar da dahil olmak üzere, bankaların müşteri bilinçlendirilmesine ve şeffaflığa ağırlık vermesi beklenmektedir. Sektörün yasal limitlerin oldukça üzerinde sermaye yeterliliği rasyosuyla çalışmaya devam ettiği (yüzde 18,9) ve bir önceki yıla göre serbest sermayenin arttığı görülmektedir. Kârlılık göstergelerindeki olumlu seyir Aralık 2007'de de sürmüş, kâr eden 46 bankanın toplam aktifler içindeki payı yüzde 99,3 seviyesinde gerçekleşmiştir. Bilanço dışı işlemlerin hacmi Aralık 2007 dönemi itibarıyla toplam 404,9 milyar YTL düzeyine yükselmiş, toplam bilânço büyüklüğüne oranı ise yüzde 69,6 olarak gerçekleşmiştir. Son iki yılda toplam türev işlemler yaklaşık 2,5 kat artarken, bilânço dışı işlemler içindeki payları da 7,1 puanlık bir atışla yüzde 31,8'e ulaşmıştır. Hâlihazırda, Türk bankacılık sektörünün, küresel ölçekte konut kredisine dayalı finansal araçlara ilişkin pozisyonunun çok sınırlı düzeyde olduğu görülmektedir. Banka dışı mali kurumlar, Aralık 2007 itibarıyla, küresel kriz söylemleri ortamından fazla etkilenmeden büyümelerini sürdürmüşler ve genel olarak ortalama takibe dönüşüm oranları yatay bir seyir izlerken karşılık ayırma konusunda önemli gelişmeler sağlanmıştır. Türk bankacılık sektöründe 2007 yılı sonu itibariyle, kredilerin miktarı ve toplam aktifler içerisindeki payı artmıştır. 2006 yılı boyunca devam eden yüksek karşılık ayırma politikası 2007 yılının ilk yarısında da devam etmiştir. Takibe dönüşüm oranı, 2007 yılında durağan bir seyir izlemiş ve Aralık 2007 itibarıyla yüzde 3,42 olarak gerçekleşmiştir. Ticari portföy ve türev işlemlerden kaynaklanan faiz oranı riski incelendiğinde, riske maruz pozisyonun değişmemesi neticesinde, söz konusu riske duyarlılığın değişmediği görülmektedir. Kur riski açısından bankacılık sektörüne bakıldığında, yabancı para net genel pozisyonunun, 28 Aralık 2007 itibarıyla 217 milyon dolar açık verdiği görülmektedir. Yabancı para net genel pozisyonu tutarlarının özkaynaklara oranının -yüzde 3 düzeyinde ve yönetilebilir olduğu görülmektedir. Tüm banka gruplarında günlük yabancı para likidite yeterlilik oranları ve toplam likidite yeterlilik oranları Likidite Yönetmeliği'nde belirtilen alt sınırların üzerinde gerçekleşmiştir. Eylül 2007 döneminde yüzde 19,4 olarak gerçekleşen sermaye yeterlilik rasyosu, Aralık 2007 dönemi itibariyle yüzde 18,9 olarak gerçekleşmiştir. Bankacılık sektörü toplam özkaynakları, Eylül 2007-Aralık 2007 döneminde 5,1 milyar YTL artarak 77,4 milyar YTL olmuş, buna karşın risk ağırlıklı varlıklar 399,3 milyar YTL'ye yükselmiştir."
Finansal Piyasalar Raporunun 8. Sayısı Yayımlandı
|