Otomobil Sahipleri ve Otogaz Sektörünün Buluşma Noktası: Dış Politika Uzmanları Uyardı: Ak Parti'nin Kapatılması Türk Dış İlişkilerini Sekteye Uğratır haberi sayfasındasınız.
Uzmanlar, AK Parti'nin kapatılması talebiyle açılan davanın tetiklediği iç siyasi krizin Türk dış politikasını sekteye uğratacağı görüşünde birleşti.
Uzmanlar, AK Parti'nin kapatılması talebiyle açılan davanın tetiklediği iç siyasi krizin Türk dış politikasını sekteye uğratacağı görüşünde birleşti. Uzmanlar, Türkiye'nin dış politikada gösterdiği açılımların iktidardaki AK Parti'ye açılan kapatma davasından nasıl etkilendiğine dair İHA'ya değerlendirmelerde bulundu. Uzmanlar, krizin uzaması halinde AB ve Ortadoğu ile ilişkilerde gerileme yaşanacağı konusunda ortak görüş belirttiler. Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (ASAM) Başkanı Emekli Büyükelçi Faruk Loğoğlu, "Ortadoğu bağlamında hem İsrail-Filistin hem İsrail-Suriye kulvarlarında Türkiye'nin oynamak istediği rol ses getirdi. Dışişleri Bakanlığı, hükümetin siyasi yönlendirmesiyle gayet güzel yürütüyor. Tabii Türkiye içindeki siyasi çalkantılar ve gelişmeler bütün dış politikamızı da etkiliyor. Bana göre olumsuz etkiliyor. Çünkü bir noktada dış politika içerden aldığı enerjiyle, güçle yürütülen bir iştir. Türkiye kendi iç siyasi sorunları nedeniyle ne kadar kapalı olursa, dış politikaya eğilme gücü o nispette azalır. Türkiye bunu yaşıyor" dedi. Partinin kapanması halindeki olası senaryo sorulduğunda ise Loğoğlu, "Türk hükümetinin Ortadoğu'da çeşitli ihtilaflara girerek bunlara katkı getirme enerjisi ve hevesi haliyle azalır. İkincisi Türkiye'ye dışardan bakanlar açısından. Her defasında biz bir kriz durumuna baktığımız zaman ilgili tarafların iç siyasi durumlarını da değerlendiririz. İsrail-Filistin durumunda 'İsrailBaşbakanı'nın durumu çok zayıf, koalisyon dağılıyor' diyoruz. Öbür tarafta Filistin'de Hamas ve öbür kanadın çekişmesinden bahsediyoruz. Bu tür değerlendirmeler Türkiye bakımından da yapılacak. Yani Türkiye'de hükümetin siyasi durumunu yeterince kuvvetli görmeyen ülkeler, Türkiye'nin kapısını çalmak isteyebilecek ülkeler, geçici bir süre sarf-ı nazar edebilir" diye konuştu.
"KRİZ UZARSA DIŞ POLİTİKA AÇILIMLARI DEVAM ETTİRİLEMEZ" Siyaset Ekonomi ve Toplum Araştırma Vakfı (SETAV) Koordinatörü olan ve TRT'de 'Enine Boyuna' adlı haftalık programı hazırlayıp sunan araştırmacı-gazeteci İbrahim Kalın ise, uzun süreli bir krizin Türkiye'nin dış politikadaki açılımlarını sekteye uğratacağını savundu. Kalın, şunları söyledi: "AK Parti döneminde çok önemli açılımlar yapıldı. Her şeyden önce bu komşularla sıfır problem politikası, Türkiye'ye bölgesinde çok ciddi bir nefes aldırmıştır. Türkiye bir anlamda Ortadoğu'da daha etkin bir ülke haline gelmeye başladı. Ortadoğu ve Afrika'daki bu açılımlara paralel olarak AB üyeliği konusunda da çok önemli adımlar attı. Bir duraklama şüphesiz var. Çünkü içerdeki bu belirsizlik, istikrarsızlık, güvensizlik ortamı dış politikaya, ekonomiye mutlaka yansıyor. Bu kriz uzun süreli bir kriz haline gelirse, Türkiye'yi içerde ve dışarıda kilitleyen, daraltan bir problem haline gelirse; dış politika açılımlarının bundan sonra devam ettirilmesi mümkün olmaz. AK Parti'nin kapatılması durumunda ortaya çıkacak siyasi kriz, hükümet krizi sadece bir partinin kapatılması ve bir hükümetin düşürülmesinden ibaret olmayacak. Türkiye'de parlamentoya, milli iradeye vurulmuş çok ciddi bir darbe olacak. Yüzde 47'yle gelmiş bir partiyi siz bu şekilde bir yargı müdahalesiyle düşürdüğünüzde, ondan sonra Türkiye'de siyasetin hangi boyutundan bahsedebilirsiniz? Tabii ki dışarıdaki ülkeler, AB'den Orta Asya'ya kadar herkes 'Biz Türkiye'nin bir başarı yakaladığını, bölge sorunlarına katkı yapan bir ülke olduğunu düşünüyorduk. Ama daha kendi içlerindeki sorunu çözememişler' diyecekler. "
"FRANSA, TÜRKİYE'DEKİ KRİZİ AB ÜYELİĞİNİ ENGELLEMEK İÇİN KULLANABİLİR" ODTÜUluslararası İlişkiler Bölümü Avrupa Çalışmaları Merkezi Başkanı Prof. Dr. Atilla Eralp, Türkiye'nin üyeliğine muhalif Fransa'nın bu krizi koz olarak kullanabileceğini belirterek, "Zamanlama açısından en kötü durum Fransa'nın dönem başkanlığına rastlaması. Diğer dönem başkanlıklarında bir şekilde ortaya çıkacak zararı kontrol altına almak için daha büyük efor sarf edilebilecekken, Fransa dönem başkanlığı bu durumu kullanmak isteyebilir. Türkiye'nin AB sürecine olumsuz baktığı için ve Türkiye'yi daha özel, farklı statüye çekmek istediği için bunu fırsat olarak kullanabilir. Demokrasinin Türkiye'de iyi işlemediğini, bu çerçevede AB ile ilişkilerinin askıya alınması için gayretler içine girebilir. Ama bunun kolay olmayacağını düşünüyorum" şeklinde konuştu. Fransa'ya rağmen Türkiye yanlısı grubun ilişkileri koparmamak için gayret edeceğini söyleyen Eralp, önemli olanın krizi çabuk atlatmak olduğunu söyleyerek "Bu olumsuz tablonun ne kadar süre yaşanacağı da önemli. Yani diyelim ki AB bir olumsuzluğu gözlemledi, ama bu olumsuzluktan bir çıkış oldu tekrar. Geçen yılki seçimlerden önce cumhurbaşkanlığıyla ilgili muazzam bir tartışma çıkmıştı ve AB Türkiye ile ilgili olumsuz hava içine girmeye başlamıştı. Seçimlerden sonra hava değişti. Türkiye'nin iç mücadele ve çalkantılardan nasıl çıkacağı önemli. AB de anlamaya çalışıyor. Fransa'nın beklentisi Türkiye'deki iç gelişmelerin ve dinamiklerin Türkiye'yi üyelik sürecinden uzaklaştırıp, farklı bir noktaya getireceği. Türkiye'nin dinamikleri normal devam ederse -demokratikleşme süreci, iç yapısındaki gelişmeler- Fransa'nın çok olumsuz şeyler yapabilmesi mümkün değil" dedi. Ortadoğu uzmanı olan Suriyeli gazeteci Hüsnü Mahalli ise, "AK Parti'siz bir Türkiye'nin Arap ülkeleriyle ilişkilerinde Ortadoğu'daki rolünde yani Suriye, İsrail, Irak, Filistin, İran'a yönelik politikalar, Kürt sorunu bütbdldı. Her şeyden önce bu komşularla sıfır probün bu konularda bir duraklamanın ve sarsıntının yaşanacağını tartışmasız biliyoruz. Bunun nedeni de aslında şu; Gül ve Erdoğan ile Arap liderleri arasında karşılıklı güvene dayalı bir ilişkinin olması" ifadelerini kullandı.